Ayhan Özmekik: New York’ta poz çok, ihracat az!
İş insanı ve yazar Ayhan Özmekik, Birleşmiş Milletler haftasında New York’ta gerçekleştirilen ticari etkinlikleri ve Türkiye’nin ABD’ye ihracat performansını eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirdi. Özmekik, “Amerika toplantı yaparak fethedilecek bir pazar değildir” diyerek, ihracatta kalıcı başarı için Türkiye’nin ABD pazarında daha fazla yatırım yapması gerektiğini savundu.
Her eylül ayında Birleşmiş Milletler haftasıyla birlikte Türkiye’den çok sayıda iş insanı ve iş dünyası temsilcisi New York’a geliyor. Toplantılar, paneller, resepsiyonlar ve çeşitli organizasyonların gerçekleştirildiği bu dönemde sosyal medyada da çok sayıda fotoğraf ve “verimli görüşmeler” paylaşımı yapılıyor.
Ayhan Özmekik ise kaleme aldığı değerlendirmesinde, tüm bu faaliyetlerin Türkiye’nin ABD’ye ihracatına ne ölçüde yansıdığının sorgulanması gerektiğini belirtti.
Özmekik, yazısında “Amerika, toplantı yaparak fethedilecek bir pazar değildir” ifadelerini kullanarak, ABD pazarında kalıcı olmak isteyen Türk şirketlerinin bu ülkede daha fazla yatırım yapması gerektiğine dikkat çekti.
“Amerikan ithalatındaki payımız yüzde 0,48”
Türkiye’nin ABD pazarındaki mevcut konumunu rakamlarla değerlendiren Özmekik, 2025 yılında ABD’nin toplam mal ithalatının 3,41 trilyon dolar olduğunu, Türkiye’den yapılan ithalatın ise 16,42 milyar dolar seviyesinde kaldığını belirtti.
Özmekik, Türkiye’nin ABD’nin toplam mal ithalatındaki payının yüzde 0,48 olduğunu ifade ederek, Vietnam, Tayvan ve Hindistan’ın aynı dönemde ABD’ye gerçekleştirdiği ihracatla Türkiye arasındaki farkı da gündeme getirdi.
Yazısında 2025 yılı verilerine göre Vietnam’ın ABD’ye 193,88 milyar dolar, Tayvan’ın 201,37 milyar dolar, Hindistan’ın ise 103,78 milyar dolar ihracat gerçekleştirdiğini aktaran Özmekik, Türkiye’nin 16,42 milyar dolarlık ihracatının bu ülkelerin gerisinde kaldığına dikkat çekti.
Türkiye’nin ABD’ye ihracatının 2016 yılında 8,04 milyar dolardan 2025 yılında 16,42 milyar dolara yükseldiğini belirten Özmekik, aynı dönemde Vietnam ve Tayvan’ın ihracatındaki artışın çok daha yüksek olduğunu ifade etti.
Ayrıca Türkiye’nin 2022 yılında ulaştığı 18,79 milyar dolarlık ihracat seviyesine henüz yeniden ulaşamadığını vurguladı.
DEİK ve TAİK’e “sonuç” çağrısı
Özmekik, New York’ta gerçekleştirilen ticari organizasyonlar üzerinden Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Türk-Amerikan İş Konseyi’ne (TAİK) de bazı sorular yöneltti.
Toplantı ve organizasyonların yalnızca sayısının değil, ortaya çıkan ticari sonuçların da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özmekik, şu soruların yanıtlanmasını istedi:
“Kaç Amerikan alıcı bulundu? Kaç distribütörlük anlaşması imzalandı? Kaç Türk şirketi bir yıl sonra hâlâ o müşteriye satış yapıyor?”
Kamu kaynağı, ihracatçı aidatı veya teşvik kullanılması durumunda sonuçların şeffaf biçimde ortaya konulması gerektiğini ifade eden Özmekik, yapılan çalışmaların tamamının değersiz olmadığını ancak ölçülebilir sonuçların kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirtti.
“Ticaret, uçağın Türkiye’ye dönmesiyle bitmez”
Türkiye’den ABD’ye düzenlenen ticaret heyetlerinin de yazısının önemli başlıklarından biri olduğunu belirten Özmekik, ticaret heyetlerinin yalnızca seyahat ve toplantı organizasyonları olarak kalmaması gerektiğini savundu.
Özmekik, gerçek ticaretin heyet Türkiye’ye döndükten sonra başladığını belirterek, potansiyel müşterilerle düzenli iletişim kurulması, numune gönderilmesi, fiyatlandırma yapılması ve müşterinin ihtiyaçlarına göre ürünlerin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Bunlar yapılmıyorsa adına ticaret heyeti demeyelim. Gezi diyelim” sözleriyle eleştirisini ortaya koydu.
TURQUALITY için sonuç odaklı destek önerisi
Türkiye’nin markalaşma ve ihracat amacıyla sağladığı destekleri de değerlendiren Özmekik, özellikle ABD pazarına yönelik desteklerde sonuç odaklı bir yaklaşım gerektiğini belirtti.
Özmekik, destek alan şirketlere “Amerika’da kaç kişiyi çalıştırdın?”, “Kaç eyalette satışa başladın?”, “Kaç yeni müşteri buldun?” ve “İhracatını ne kadar artırdın?” gibi sorular yöneltilmesi gerektiğini savundu.
“TURQUALITY bir prestij kartı değildir. Sonuç üretme aracıdır” ifadelerini kullanan Özmekik, desteklerin ABD’de satış personeli, depo, sertifikasyon, dijital pazarlama ve dağıtım ağı gibi alanlara daha fazla yönlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
“Amerika’daki Türk toplumu figüran değildir”
Özmekik’in yazısında dikkat çektiği başlıklardan biri de ABD’de yaşayan Türk iş insanları ve Türk toplumu oldu.
ABD’de yıllardır iş yapan Türklerin pazarın işleyişi, müşteri beklentileri, lojistik, vergiler ve iş yapma kültürü konusunda önemli bir deneyime sahip olduğunu belirten Özmekik, Türkiye’den gelen ticaret heyetlerinin bu birikimden daha fazla yararlanması gerektiğini ifade etti.
Özmekik, “Amerika’daki Türk toplumu figüran değildir. Bu pazarın doğal ortağıdır” değerlendirmesinde bulundu.
“Tabela sayısını artırmak başarı değildir”
ABD’de yeni ticaret müşavirlikleri ve ataşeliklerin açılmasının tek başına başarı ölçütü olamayacağını savunan Özmekik, her temsilcilik için ölçülebilir hedefler belirlenmesi gerektiğini ifade etti.
“Kaç firmaya alıcı buldun? Kaç şirketin depo, hukuk, sertifika veya distribütör sorununu çözdün? Hangi sektörde Türkiye’nin payını artırdın?” sorularını gündeme getiren Özmekik, ticaret temsilciliklerinin performansının da somut sonuçlarla değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“İhracatçı da sorumluluk almalı”
Özmekik, eleştirilerin yalnızca kamu kurumları ve ticari kuruluşlarla sınırlı tutulmasının da doğru olmayacağını ifade etti.
Türk şirketlerinin bir bölümünün ABD pazarına yatırım yapmadan bu ülkeden yüksek miktarda sipariş beklediğini belirten Özmekik; yerel ekip, depo, pazarlama, reklam ve satış yatırımlarının önemine dikkat çekti.
Amerikalı alıcının ürün kadar güvenilir bir muhatap, hızlı teslimat ve satış sonrası hizmet de beklediğini ifade eden Özmekik, ABD pazarında kalıcı olmak isteyen şirketlerin bu unsurları dikkate alması gerektiğini vurguladı.
“Ucuz olamıyorsan farklı olacaksın”
Fiyat rekabetinin de Türkiye açısından önemli bir sorun olduğunu belirten Özmekik; işçilik, enerji, finansman ve lojistik maliyetlerinin Türkiye’nin bazı üretim merkezleriyle rekabetini zorlaştırdığını ifade etti.
Bu nedenle yalnızca ürün kalitesinin öne çıkarılmasının yeterli olmayacağını belirten Özmekik; hızlı teslimat, tasarım, küçük siparişlere cevap verebilme, güvenilir üretim, özel markalı ürün ve satış sonrası hizmet gibi alanlarda farklılaşmanın önemine dikkat çekti.
Özmekik’ten ihracat için 18 aylık takip önerisi
Yazısında çözüm önerilerini de sıralayan Özmekik, ticaret heyetlerinin en az 18 ay boyunca takip edilmesi gerektiğini savundu.
Özmekik’in öne çıkardığı öneriler arasında;
- Ticaret heyetlerinin en az 18 ay boyunca takip edilmesi,
- Harcanan kaynak ile elde edilen ihracat sonuçlarının açıklanması,
- Desteklerin satış personeli, depo, sertifikasyon, dijital pazarlama ve dağıtım ağı gibi alanlara yönlendirilmesi,
- ABD’de başarılı olan Türk iş insanlarının karar süreçlerine dahil edilmesi,
- Ticaret müşavirliklerinin yıllık performanslarının kamuoyuyla paylaşılması
yer aldı.
Özmekik, başarı ölçütünün New York’a kaç kişinin geldiği değil, kaç Amerikan müşterinin Türk ürünlerini satın aldığı olması gerektiğini ifade etti.
“Toplantı salonları ihracat yapmaz”
Ayhan Özmekik, yazısının sonunda New York’taki etkinliklerle ABD pazarında kalıcı ticari başarı arasındaki farkı çarpıcı ifadelerle ortaya koydu.
Özmekik, “Birleşmiş Milletler haftasında Manhattan’da görünmek kolaydır. Zor olan, şubat ayında Ohio’daki alıcının kapısını çalmaktır. Zor olan, temmuz ayında depoyu ayakta tutmaktır. Zor olan, ilk siparişten sonra ikinci siparişi almaktır” ifadelerini kullandı.
ABD pazarında başarının süreklilik gerektirdiğini belirten Özmekik, yazısını şu ifadelerle tamamladı:
“Toplantı salonları ihracat yapmaz. Fotoğraflar ihracat yapmaz. Nutuklar hiç yapmaz. İhracatı; doğru ürün, doğru fiyat, yerel ekip, depo, takip ve güven yapar. Artık New York’ta kaç fotoğraf verdiğimizi değil, Amerika’da kaç kalıcı müşteri kazandığımızı konuşalım. Yoksa her eylül aynı filmi izleriz. Sadece oyuncular değişir.” İfadelerini kullandı.
