|
|
|
|
| |
EĞİTİM SEN; “Eğitim Sistemimiz Bir Enkaz “ |
|
| |
|
2010-09-20 16:43:05 |
|
|
| |
2010- 2011 Eğitim öğretim yılı başladı. Yeni eğitim yılının başlamasıyla eğitimin sorunları da yine gündeme geldi. KESK’e bağlı Eğitim Sen Karabük Şube başkanı Servet Odacı düzenlediği basın toplantısında bu sorunlara vurgu yaptı.
Odacı;
2010–2011 eğitim ve öğretim yılı daha başlamadan eğitim sistemimizin omurgası haline getirilen sınav sisteminde yaşanan gelişmeler eğitim sistemimizdeki çürümüşlüğü gözler önüne sermiştir. KPSS ile başlayarak tüm sınavlara yayılan kopya şaibesi sadece ilgili kurumları değil bir bütün olarak eğitim sistemini sorgulamamızı gerektirmektedir. Bu anlamıyla sorun sınava endeksli eğitim politikaları ve sınavları merkeze alan bir eğitim sisteminin oluşturulmuş olmasıdır.
Eğitimin vazgeçilmez unsuru öğretmendir. Eğitimin niteliği, öğretmenin niteliği ile doğru orantılıdır. Öğretmenlik mesleği, uzmanlık gerektiren alan bilgisi, genel kültür ve öğrenmeyi öğretme becerisi gelişmiş, öğrencilerin bilgiyi üretebilme ve yorumlayabilme yeteneklerini geliştirecek davranışları üretebilecek kişilerin yapabileceği bir meslektir. Öğretmenlik mesleği düzenlilik ve süreklilik gerektirir. Sözleşmeli, vekil ve ücretli öğretmenlerin mevcut ücret düzeyi, hukuksal konumu ve çalışma koşulları ile öğrencilere faydalı olabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle bütün öğretmenler, hatta eğitim işkolunda çalışan herkes kadrolu ve iş güvencesine sahip olarak çalıştırılmak zorundadır.
Aynı işi yapan öğretmenlerin sadece bir sınav üzerinden “uzman öğretmen”, “Başöğretmen” gibi sıfatlarla tanımlanması hem öğretmenlik mesleğine hem de öğrencilere yapılacak büyük bir haksızlıktır. Öğretmenlik mesleğiyle, eşit işe eşit ücret ilkesiyle, okulun ve eğitimin kamusal özüyle bağdaşmayan; eğitimin özelleştirilmesi politikalarının bir parçası olan bu yasanın eğitim sistemindeki olumsuzlukları daha da arttırması kaçınılmazdır.
Bilindiği üzere ders kitapları 2003 yılından beri ücretsiz dağıtılmaktadır. Sendika olarak bizim öteden beri savunduğumuz bu uygulama anayasal bir haktır. Ancak ekonomik olanakları bizden daha avantajlı ülkeler bile ödünç kitap uygulamasına giderken Türkiye'nin bu yolu tercih etmeyerek aynı kitapları her yıl tekrar tekrar dağıtmasının kabul edilebilir bir gerekçesi bulunmamaktadır. Bir yandan ders kitapları piyasacı-muhafazakâr ideolojinin beklentileri doğrultusunda ideolojik olarak yeniden yapılandırılmış; öte yandan da ders kitapları, AKP hükümetiyle birlikte ekonomik boyutuyla da tartışılır olmuştur. Maliyeti ve kamu kaynaklarının hoyratça heba edilmesi karşısında bu kitapların ücretsiz dağıtılmasının sağladığı fayda önemsizleşmiş, ders kitaplarının ücretsiz dağıtımı sürecinde izlenen yöntem, AKP’nin siyasi ve ekonomik rant dağıtma mekanizmasını da gözler önüne sermiştir.
Son 8 yılın rakamlarına bakıldığında, artan öğrenci sayısına karşın Milli Eğitim Bütçesinin, ortaya çıkan ihtiyacı karşılayacak kadar artmadığı görülmektedir. Eğitime bütçeden ayrılan paylar bu durumun en açık kanıtı niteliğindedir. Üstelik eğitimde bütçeden ayrılan payların ortalama %65’i personel harcamalarına ayrılmakta, eğitimin finansmanı öğrencilerin, dolayısıyla öğrenci velilerinin omuzlarına yıkılmıştır.
Her geçen gün içten içe çürüyerek bir enkaz haline getirilmiş eğitim sistemimiz eğitim emekçilerinin çabaları ile okullarda yürütülmeye çalışılmaktadır. İlköğretimden başlayarak tam anlamıyla bir yarış içine sokulan çocuklarımız ve gençlerimiz arasındaki eğitim rekabeti, dershanelerle daha da artmış, oluşan dershane sistemi okullarda verilen eğitimin niteliğini tamamen yitirmesine, en temel işlevlerini bile yerine getiremez duruma gelmesine neden olmuştur.
Eğitim, tüm dünya çapında evrensel bir insan hakkı olarak kabul edilmektedir. Bunun altında yatan en önemli etken eğitimin; insan kişiliğinin tüm yönleriyle gelişmesinde çok önemli bir faktör ve insanların kendilerini gerçekleştirmeleri ve özgürleşmeleri ile doğrudan ilişkili bir süreç olmasıdır.
Eğitime ilişkin çalışmaları gerçekleştirirken, “eğitim hakkı”na ilişkin ilkeleri göz önünde bulundurmak gerekir. Yapısal sorunları olan eğitim sistemini günü birlik politikalarla geçiştirmek ülkenin geleceğine vurulmuş en büyük darbe olacaktır.
Eğitim Sen olarak geleceğimizin bu enkazın altında yok olmaması için acil adımlar atılması zorunluluğunu ve kamusal, parasız, demokratik, nitelikli, bilimsel eğitim hizmetinin hayata geçirilmesi için somut adımların atılmasını 2010–2011 eğitim öğretim yılı başında bir kez daha talep ediyoruz. |
|
|
|
|
Bu Haber 292 kere okundu |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|