|
|
|
|
| |
MARKALAR VE TESCİLLER |
|
| |
|
2011-10-05 11:48:31 |
|
|
| |
Markanızı miras bırakabilir, lisans verebilir hatta başkalarına satabilirsiniz. Seçtiğiniz isim, Türk Patent Enstitüsü tarafından tescil edilene kadar ASLINDA SİZİN DEĞİLDİR. Ve ANCAK TESCİLDEN SONRA SİZİN OLUR.
Marka konusunda bilinmeyen ve üzerinde durulmayan pek çok konuya
Uluslararası Marka ve Patent DANIŞMANI Huriye ÖZENER KAYABAŞI açıklık getirdi. Kayabaşı marka ve tescil konusunda şu bilgileri verdi;
“Türkiye’deki markalaşma süreci hız kazanınca markalarını tescil ettirmek isteyenler de harekete geçti. 1800'lü yıllardan itibaren önemi anlaşılmaya başlanan Fikri Haklar Sistemi'nin bir kolu olan Sınaî Haklar Sistemi, buluşlara ek olarak, sanayi ve ticaret alanlarını doğrudan etkileyen başka unsurların da sisteme girmesi ile çeşitlenerek bugünlere gelinmiştir. Buluşlar, Ticaret ve Hizmet Markaları, Endüstriyel Tasarımlar, Coğrafi İşaretler, Haksız Rekabet, Ticaret Unvanları ve İşletme Adları, Entegre Devre Topografyaları, Yeni Bitki Çeşitleri, Ticaret Sırları, Teknik Özelliği Olan Bilgisayar Yazılımları, Biyoteknolojik Buluşlar, İnternet Alan Adları, vb. günümüzün Sınaî Haklar Sistemi'ni oluşturmaktadır.
Sınaî Haklar Sistemi, 20.03.1883 tarihinde kabul edilen "Sınaî Hakların Korunmasına İlişkin Paris Sözleşmesi" ile, uluslararası boyut kazanmıştır. Daha sonraki yıllarda kabul edilen yeni sözleşme ve antlaşmalarla sistemin uluslararası niteliği güçlenmiştir. Marka Firmanızı, mallarınızı, hizmetlerinizi kısacası sizi bir ya da birkaç kelimeye sığdırabilme yeteneğidir ve doğru yapıldığında da gerçekten sihirli bir kelime haline gelir.
Markayı anlatmak için ağır tanımlardan ziyade çok basit bir benzetmeyle yola çıkmak sanırım daha kolay olacak. Yeni bir ürün ya da hizmet sunmak ve bu işten para kazanmak istediğinizde ilk yapılan şey, işinize bir isim bulmaktır. Tıpkı yeni doğan çocuğa verilecek isim gibi hassas davranılır, kolay okunsun, akılda kalsın, ürünü ya da hizmeti temsil etsin, anımsatsın, hatta internete uyumlu olsun, yumuşak g’si, ü’sü olmasın gibi. İsim bulunur, hatta bazen güzel bir çalışma ile logosu tamamlanır ve faaliyet başlar.
Markanın anlamında da daha geniş ve soyut olan, belli bir kalıba sokulamayan hali. aslında bu ‘’marka olmak’’, ‘’markalaşmak’’ olarak da biliniyor.Bu aslında bir isim olmaktan ziyade, tüketici gözündeki ve hafızasındaki algılamanız ve kimliğinizdir. Bu kimlik, uzun bir zaman sürecinde oluşur, marka isminiz, ürün ya da hizmet kaliteniz, hizmet prensipleriniz, müşterilerinizi ikinci kez sizin ürününüzü ya da hizmetinizi almaya iten imajınız bu tanımın temellerini oluşturuyor. Yani marka bu tanımıyla tüketiciye verdiğiniz tüm ürün ve hizmet kalitesinden tutun da firmanızın hayat görüşüne kadar geniş bir yelpazeye yayılmış bir simgedir aslında. Ürünü /hizmeti marka sattırır.
Ürün/hizmet için bir isim belirleme ve bu ismin Türk Patent Enstitüsü’ne tescili MARKALAŞMA sürecinde atılacak ilk adımdır. Ve hayati bir öneme sahiptir. Marka olabilecek kelime, slogan ve logo bulmak, fonetik ve simge biliminin de içinde bulunduğu çok geniş kapsamlı ve çok zor bir iştir.
Marka danışmanız tarafından markanızın kullanılacağı ürün ya da hizmet sınıfları incelenir, hukuki açıdan seçtiğiniz ismin marka olup olamayacağı incelenir ve son olarak da sizin markanızın aynısı ya da benzeri olan ve daha önceden kayıtlı başka bir marka var mı o araştırılır.
Markanızın yukarıda sayılan şartlara uyması halinde Türk Patent Enstitüsüne yapacağınız marka müracaatınız ile Markalaşma sürecindeki işleminiz başlamış olup kabulüne karar verildiğinde ise 3 ay süre ile Resmi Marka Bültenin’de ilana çıkartılır. Burada, markaya karşı üçüncü kişilerin itirazı olup olmadığı beklenir ve eğer üç ay içinde herhangi bir itiraz gelmezse markanızın tesciline karar verilir. Ancak bu aşamadan sonra marka artık resmi olarak sizindir ve 10 yıl süre ile koruma altına alınmıştır. Markayı miras bırakabilir, lisans verebilir hatta başkalarına satabilirsiniz bile. Yani sonuç olarak seçtiğiniz isim, enstitü tarafından tescil edilene kadar ASLINDA SİZİN DEĞİLDİR. Ve ANCAK TESCİLDEN SONRA SİZİN OLUR.
Markanız tescillendikten sonra, yasanın size tanımış olduğu çok geniş hak ve yetkilere sahip olursunuz ve birçok işleminizi gerek hukuki gerekse faaliyet alanı açısından daha kolay ve daha çabuk halledersiniz. Mesela ;
Başka birisinin sizin markanızı kullanmasını (ürün ve ambalajı üzerinde, iş evraklarında, tabelalarında) engelleyebilirsiniz.
Malı piyasaya sürmesini ve hatta bu amaçla stoklamasını engelleyebileceğiniz gibi, ithalat ve ihracatına engel olabilir, gümrüklerde mallarına el koyabilirsiniz.
Markanızı sizden izin almadan kullanan hakkında hapis cezası istemli davalar açabileceğiniz gibi, kullanan kişinin markanızı kullanarak elde ettiğin kazancın büyük bir bölümüne de el koyabilirsiniz.
Madalyonun arka yüzüne baktığımızda da eğer isminiz tescilli değilse ve kazara sizden önce bir başkası tarafından Türk Patent Enstitüsüne tescillenmişse aynı durum bu sefer olumsuz yönde sizin hakkınızda uygulanabilecektir.
Markanızı yani yıllardır kullandığınız isminizi eğer koruma altına almamışsanız, tesciliniz yoksa (ki burada bir ekleme yapmak isterim. Ticaret ya da esnaf odalarındaki kayıt, marka tescili değildir ve hukuki anlamda isminizi korumaz. Buradaki kayıtlar, sadece aynı hizmet alanında başka bir işletme unvanının verilmesini engeller) birileri gelip bu benim markamdır, tescil belgesi budur dediği ve ürünlerinizi toplattığı anda bu sefer çok zor ve uzun bir hukuk sürecine girip aslında sizin olan bir hakkı başkasından almak için uğraş vermeniz gerekir ya da isminizi değiştirmeniz.
İşte bu yüzden firmaların bir an önce markalaşma serüvenindeki yerlerini almaları ve MARKALARININ TESCİLİNİ İHMAL ETMEMELERİNİ tavsiye ediyorum.
Unutulmaması gereken bir dipnot ise Sloganımda olduğu gibi ‘’ Her Marka Tescil, Her Tescil Bir Danışman İster ’’ ……” |
|
|
|
|
Bu Haber 1726 kere okundu |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|