Son güncellenme :13.06.2016 13:36

YA KARABÜK ÜNİVERSİTESİ OLMASAYDI…

1937’de temelleri atılan, sonraki süreçte 18 bin işçiyle Türkiye’yi imar eden Karabük Demir Çelik işletmeleri ile birlikte Karabük uzun yıllar göç alan şehir olarak ülke gündemindeki yerini aldı.

Karabük Demir Çelik İşletmelerinde çalışmak kent insanında bir ayrıcalık oldu fakat fabrika teknolojisini yenileyemediği için ortaya çıkan üretim- maliyet arasındaki dengesizlik sıkıntılara neden oldu. Diğer yandan üretimde Karabük Demir Çelik işletmelerinin rakiplerinin çoğalması ile birlikte Türkiye’de tek “demir” üreten fabrika olma özelliğini de kaybetti.

İlerleyen süreçte  zamanın hükümet politikaları veya  diğer demir çelik üreticilerinin Karabük dışındaki arayışları sonucunda çalışan işçi sayısı aşırı bir şekilde düştü.5 Nisan kararları ile devlet “demir” üretiminden çekilince, Karabük insanının ekmek kapısı “fabrika” kapanmaya kadar geldi. Yaşanan bu süreçleri bilmeyeniniz yoktur.

Kardemir adıyla yeni yapılanma sonucu; teknoloji ağırlıklı üretim artışıyla birlikte piyasanın beklentisi olan ray ve kaliteli çelik ile kangal üretiminde Kardemir tek üretici oldu. Üretime yetecek kadar hammadde ve gerektiği kadar işçi alımları ile yani Ahmet Mehmet istedi diye değil, ‘gerekliyse alınır’ özel sektör mantığı ile bu günlere gelindi. Tabiî ki özel sektör böyle olmalı.

Kardemir’deki işçi sayısındaki azalma ile kentte oluşan yeni istihdam arayışlarına Karabük Üniversitesi çare oldu. Kurulduktan sonra Karabük için “Üniversite” ikinci önemli istihdam kapısı oldu.

Gün geçtikçe büyüyen hem de çok hızlı büyüyen Karabük Üniversitesi, günümüzde artık öğrenci sayısında “durma” noktasına geldi sayılır. Aslında durma yok yalnız sistem oturmaya başladı. Gelen öğrenci- mezun öğrenci oranına bakıldığında ise; gayet doğal… Yani olması gerektiği gibi. Sadece bu yıl 7bin öğrenci mezun verdik.

Karabük Üniversitesi artık geriye bakıp kendi iç eksiklerini hızlı bir şekilde karşılamaya yönelik çalışmalar yapmaya başladı. Bunun en başında da sayısal üniversite değil, nitelikli üniversite olma yolunda hızla ilerlendiği herkes tarafından görülmektedir.

Bu yolda ilerlemesi doğru ve tabi ki çok mantıklı. Mantıksız olan ise Karabük’te plansız işler yapan üniversiteden ekmek yiyen bazı sektörlerin durduk yere kavgalar içine girmeleri.

Üniversitemiz ilk kurulduğunda en önemli sorun; gelen öğrencilerin barınma sorunuydu. O günlerde zor şartlar yaşadık. Gün geldi evlerimize misafir öğrenci aldık. Bazı insanlarımız evini pansiyona çevirdi. İşadamlarımız cesaretle özel yurtlar yaptı. TOKİ ileriyi iyi gördü ve öğrenci yurdu yapmaya başladı. Bir taraftan devlet yurtlarının artması diğer taraftan öğrencilerin kalabileceği küçük dairelerin ve kiraların makul seviyelere gelme eğilimi Karabük’te yurt sektöründe hizmet veren büyüklerle küçüklerin savaşını başlattı.

Son 3 yıldır bu kavgalar bu mevsimde başlar.

-“ Onlar öğrenci alamaz” diye sesler yükselir ve ilgililere baskı yapılır.

Peki kim “onlar”?

Onlar, ekmeğini bu sektörden çıkaran yüzlerce insan…

Eksikleri varsa bu güne kadar neden susuldu?

Eğer yasalar bugünkü gibiyse geçmişte yetkililer bugüne kadar suç mu işlediler?

Sonuçta ortada bir sorun var ve bunu kırıp döküp değil, büyük balığın küçük balığı yuttuğu sistemle değil, kötü günde iyi niyetle öğrencilere hizmet verenlerin var olduğunu düşünerek öğrencilerin lehine olacak şekilde   çözmek gerektiğine inanıyorum.

Kötü niyetli kuralara uymayanlar varsa da bunlar bulunup sorunların çözülmesi gerekir.

AVM- bakkal amca kavgasında, bakkal amcalara halen “iyi ki varsın” diyebiliyoruz çünkü bakkalda da iki kişi çalışıyor ve her daha uzun saatler mahallesine hizmet veriyor.

Oluşan bu sektörde dolaylıda olsa birçok insan ekmek yiyor. Bırakın beraber yiyelim ama kuralları göz ardı etmeden.

Şöyle bir düşünelim: KARABÜK ÜNİVERSİTESİ OLMASAYDI NEYİN KAVGASINI YAPARDIK??

7.163 kez okundu.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.