Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Moris Şinasi’den Hamdi Ulukaya’ya: Amerika’daki Türk İş İnsanlarının Sessiz Mirası

Moris Şinasi’den Hamdi Ulukaya’ya: Amerika’daki Türk İş İnsanlarının Sessiz Mirası

Moris Şinasi’den Hamdi Ulukaya’ya: Amerika’daki Türk İş İnsanlarının Sessiz Mirası

Amerika, yalnızca bir göç ülkesi değil; aynı zamanda hikâyesi olanların kendini yeniden yazabildiği bir sahne. Bu sahnede Türk iş insanlarının izi sanıldığından çok daha eskiye dayanıyor. Bugün Erzincanlı Hamdi Ulukaya’nın Chobani markasıyla yakaladığı küresel başarıyı konuşuyoruz; ancak bu hikâyenin kökleri, 20. yüzyılın başında Manisalı Moris Şinasi ile başlar.

Moris Şinasi, Manisa’dan Amerika’ya uzanan yolculuğunda sadece bir tütün tüccarı olmadı. ABD’de kurduğu iş ağıyla büyük bir servet edinirken, ardında güçlü bir hayırseverlik mirası da bıraktı. Türkiye’de sağlık ve eğitim alanında yaptığı bağışlar, diasporanın anavatanla bağını nasıl kurabileceğine dair erken ve çarpıcı bir örnekti. Şinasi, sessizdi; ama etkisi derindi.

Aradan geçen on yıllar boyunca Amerika’daki Türk iş insanları genellikle iki özelliğiyle öne çıktı: Çalışkanlık ve görünmezlik. Çoğu, işini büyütmeyi önceledi; kamusal alanda var olmayı ise ikinci plana bıraktı. Bu durum, Türk diasporasının ekonomik olarak güçlenmesine rağmen, sosyal ve siyasal etki alanının sınırlı kalmasına yol açtı.

İşte Hamdi Ulukaya bu noktada bir kırılma yarattı. Erzincan’dan çıkıp New York’ta yoğurt sektöründe bir marka inşa eden Ulukaya, yalnızca ticari bir başarıya imza atmadı; çalışan hakları, göçmen emeği ve sosyal sorumluluk gibi konuları da iş dünyasının merkezine taşıdı. “Anti-CEO” söylemiyle, klasik patron figürünü sorguladı. Amerika’da Türk kimliğini görünür kılan yeni bir dil geliştirdi.

Şinasi ile Ulukaya arasındaki çizgi, aslında Amerika’daki Türk iş insanlarının dönüşümünü anlatıyor. Bir yanda bireysel başarı ve hayırseverlik; diğer yanda kurumsal güç, kamusal söylem ve değer temelli liderlik. Bugün Türk kökenli yüzlerce girişimci, teknoloji, gıda, lojistik ve finans gibi alanlarda ABD ekonomisinin parçası. Ancak asıl soru şu: Bu ekonomik güç, ortak bir vizyona dönüşebiliyor mu?

Ermeni, Yahudi, Koreli ya da Hint diasporaları, iş dünyasındaki başarılarını örgütlü bir etkiye çevirebildi. Türk iş insanları için de artık benzer bir eşik söz konusu. Tek tek başarı hikâyeleri kıymetli; fakat kolektif akıl ve dayanışma olmadan bu hikâyeler kalıcı bir güce evrilmiyor.

Moriş Şinasi’nin mirası bize şunu hatırlatıyor: Kazanmak kadar, iz bırakmak da önemli. Hamdi Ulukaya’nın yükselişi ise yeni bir sorumluluğa işaret ediyor: Görünür olmak, söz almak ve değer üretmek. Amerika’daki Türk iş insanları, bu iki uç arasında kendi yolunu çiziyor.
Soru şu: Bu yol, yalnızca bireysel başarılarla mı anılacak, yoksa ortak bir diaspora hikâyesine mi dönüşecek?

Ayhan Özmekik
President of Turkish American Business Platform



Frekans Bilgileri: TÜRKSAT 4A Frekans:12265 Polarizasyon:Vertical(Dikey) Sembol Rate 27500 FEC: 5/6