Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TÜFEK İCAT OLDU, MERTLİK BOZULDU…!

Yazı İşleri Müdürlüğü’nü yaptığım Batı Karadeniz Ekspres gazetemizin kapısından bir

Yazı İşleri Müdürlüğü’nü yaptığım Batı Karadeniz Ekspres gazetemizin kapısından bir gün genç bir adam öfkeli biçimde içeri girdi.
“Bu rezaleti yazın da memleket duysun!” diyerek feryat etmeye başladı.
Buyur ettik, hemşehrimizi can kulağıyla dinledik. Bugün KBÜ Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak bildiğimiz, o dönemdeki SSK Hastanesi’nde vefat eden babasının cesedinin fareler tarafından yendiğini iddia ediyordu.
Görmeden haber yapamayacağımı söyledim.
“Cenaze neredeyse gidelim, göreyim; öyle haber yaparım,” dedim.
“Bugün toprağa verdik rahmetli babamızı,” cevabını verdi.
O kadar kendinden emindi ki… Babasının kulaklarının ve burnunun hastane morgunda fareler tarafından yenildiğini net bir şekilde anlatıyordu.
Konuyu araştırmaya başladım. Hastanenin morguna gittim. Gerçekten berbat ve bakımsız bir hâli vardı. Orada bulunan birkaç görevliyle konuştum. Anlattıkları, vatandaşın iddialarını doğrular nitelikteydi.
Haberi yapmaya karar verdim. Neticede bu bir iddiaydı ve ortada, babasının cesedinin fareler tarafından kemirildiğini öne süren bir vatandaş vardı.
Soyadının Öztürk, adının ise Yaşar olduğunu hatırladığım bu hemşehrimize tekrar ulaştım. İddialarını kendi el yazısıyla beyan altına aldım.
Haberi yaptıktan sonra yalanlanacağını, “yok böyle bir şey” denileceğini tahmin ediyordum. Nitekim öyle oldu.
Batı Karadeniz Ekspres’in arşivlerinde hâlâ duran bu haberin manşeti, hatırladığım kadarıyla şöyleydi:
“Korkunç iddia… Babamın cesedini fareler kemirdi!”
O dönemde ANAP iktidar, DYP ise muhalefet partisiydi.
DYP Zonguldak Milletvekili Şinasi Altıner, gazeteyi eline alarak TBMM kürsüsünden şu sözlerle konuyu ülke gündemine taşıdı:
“Bu iktidarın diriye saygısı yok, ölüye mi saygısı olacak? Bu ne rezalet! Karabük’te cesetleri fareler yemeye başladı.”
Ortalık fena karıştı…
Hastane yönetimi haberimizi yalanladı. İlgili Bakanlık da hastaneden aldığı bilgiye dayanarak Milletvekili Şinasi Altıner’i yalanladı. Biz ise haberimizin arkasında durduk.
Rahmetlinin oğlundan el yazısıyla aldığımız beyanı tekrar yayımlayarak,
“Haberimiz doğrudur. Yalan söyleyen hastane yönetimidir” dedik.
Milletvekili Şinasi Altıner de konunun peşini bırakmadı. Olay büyüdü. Dönemin Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. İhbarcı vatandaşın bilgisine başvuruldu, benim ifadem alındı.
Başsavcılık, Karabük’ün Arıcak Köyü Mezarlığı’ndaki mezarın açılmasına karar verdi.
Cumhuriyet Savcısı, Jandarma, İmam Mehmet Ali Karkınçam ve diğer ilgililerin huzurunda mezar açıldı. Ceset çıkarıldı, kefen çözüldü.
Kulakları ve burnu yoktu.
Fareler kemirmiş, yemiş bitirmişti.
Yaşar Öztürk’ün ihbarı ve Batı Karadeniz Ekspres’in manşet haberi doğruydu.
Hastane yönetimi ve ilgililer hakkında soruşturma başlatıldı. Morg kısa süre içinde yenilendi, farelerden temizlendi.
Dün Tarım ve Orman Bakanımız İbrahim Yumaklı’yı ziyaret ettiğimizde, Bakanlığın Basın ve Halkla İlişkiler Birimi’nde görevli Karabüklü Tuğba kardeşimiz de oradaydı. Mezarı açılan olayda görev yapan, imam olan babası Mehmet Ali Karkınçam’ı sordum; hatta oradan kendisini aradık.
Bu olay da işte orada yeniden aklıma geldi.
“Peki ne alaka?” derseniz…
Çok alaka. Hem de çok…
Gazetecilik geçmişimiz 40 yılı aşıyor. Buna benzer yüzlerce, binlerce anımız var. Bu olay, 1980’lerin sonu ya da 1990’ların başında yaşandı.
Vatandaş dürüstçe vatandaşlığını yaptı.
Biz gazeteci olarak görevimizi yaptık.
İktidara ve hastane yönetimine yalakalık yapmadık.
Muhalefet milletvekili konuyu Meclis kürsüsünden dile getirdi.
Savcılık soruşturma açtı.
Gerçek ortaya çıktı.
Belki madalya verilmedi, belki başımız ağrıdı…
Ama aradan 30–40 yıl geçmesine rağmen bu olay, unutulmazlar arasında yerini aldı.
Gelelim bugüne…
Aynı hastaneye, 11.01.2026 tarihinde akşam 19.00 sıralarında bir kadın “darp edildiğini beyan ederek” başvuruyor.
Hastane kayıtlarına “ADLİ VAKA” olarak geçiyor.
Olay bize çeşitli kaynaklardan ulaşıyor. Araştırıyoruz ve iddiaların doğru olduğuna kesin kanaat getiriyoruz. Haberimizi yapıyoruz.
Ama devir değişmiş…
Tıpkı atasözümüzdeki gibi:
“Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu.”
Habere “yalan” diyenler, bize iftira atanlar, hastaneye başvuran kadının kocasına yalakalık yapıp nemalanmak isteyenler…
İktidar suskun.
Muhalefet suskun.
Kamuoyu duyarsız.
Haberimiz internet sitemizde duruyor.
Herhangi bir erişim engeli talebi yok.
Haberi yalanlayan resmî bir tekzip yok.
KBÜ Medya’da, tarih ve saat vererek darp edildiğini beyan ederek hastaneye başvurduğunu yazdığımız hanımefendinin bir açıklaması yayınlandı.
Bu açıklamada, “böyle bir olay yaşanmadı” denilmedi.
“Tekzip” kelimesi geçti ama bize ulaşan bir tekzip yok.
Buna rağmen, yasal zorunluluğumuz olmamasına karşın bu açıklamayı yayınladık ve kurumumuzun görüşünü de ekledik.
Tıpkı 35–40 yıl önce olduğu gibi, bugün de açık ve net söylüyorum:
Haberimizin arkasındayız.
Olay kamuoyuna yansımıştır.
Devletimizin ilgili kurumlarının ve Cumhuriyet Başsavcılığımızın konuyla ilgili soruşturma başlattığını ya da başlatacağını biliyoruz.
Sonuç olarak;
Geçmişte olduğu gibi bugün de yaptığımız her haberin,
BRTV’de 24 saat yayınlanan her yayının,
Her dakikasının, her saniyesinin arkasındayız.



Frekans Bilgileri: TÜRKSAT 4A Frekans:12265 Polarizasyon:Vertical(Dikey) Sembol Rate 27500 FEC: 5/6